Featured image of post menfez 39

menfez 39

38’de mekanik-organik geçişleri üzerine düşündüm. 35’teki bir mesele de Hintlilerin oyun kavramı. Lila ne kadar oyun olarak karşılanabilir bilmiyorum gerçi, ben Watts vasıtasıyla karşılaştığım ve kendisinin de basitleştireceğim diye anlamı bozmak gibi bir adeti olduğu için güvenemiyorum ama Brahman’ın kendiyle oynamak için varlığa/kainata dönüşüp, sonra tekrar tanrıya dönüşmesine de oyun demek anlamsız değil.

Mesele hayatı/kainatı ne zaman ve ne kadar ciddiye alacağımız ve ne zaman bunun bir oyun olduğunu hatırlayacağımız. Mekanik ve organik arasındaki geçiş gibi oyun ve ciddiyet arasında da bir geçiş lazım. Hayatın sadece oyun olduğunu düşünen birinin eğer bu düşüncesini ciddiye alıyorsa, uzun süre yaşamasını beklemeyiz. Hayatı %100 ciddiye alanın da ölüm kavramı karşısında ciddiyeti zedelenmiyorsa muhtemelen hayli kırılgan ve sağlıksız bir hayatı olacaktır.

O halde bir yerde hepimiz bazı şeyleri ciddiye alıyor ve bazı noktalarda hayatın ilahi bir şaka olduğunu düşünüyoruz. Ne zaman ciddiye alıp, ne zaman oyuna alacağımızı ne belirliyor?

En ciddi durumların bile gayrıciddiye alınmasının mümkün olduğuna inanan biriyim. Ciddiyetten oyuna geçişim zor değil. Başıma gelen bir olayın Allah’ın üzerimdeki şakası/imtihanı olduğunu düşünmek için zorlanmam. Tersi için biraz daha çalışmam gerekiyor. Bunu da olayların kendisinin ciddiyetini değil, insanların duygularının ve tepkilerinin ciddiyetini düşünerek yapmaya çalışıyorum.

Burada ciddiyet ve oyunun farkı tam olarak nedir diye sormam gerekti kendime. Ciddiyet insanı harekete geçirir mi diyeyim, hayır, oyun daha çok insanı harekete geçirir. İnsanlar işlerinden kaytarır ve oyun oynamak için saatlerini harcarlar. Ciddiyet büyük ölçüde ciddiyeti ciddiye alıyorum demek sanırım, şu ve bu değerleri ciddiye alıyorum ve bunların dışına çıkmayacağım. İnsanların duygularından ciddiyeti tanımaya çalışmak da o sebeple anormal değil çünkü insanın asıl ciddiye aldığı duygularıdır. Ben de duygularını ciddiye alırsam, onları ve hayatlarını ve hayatlarının üzerine bina edildiği değerleri ciddiye almış olurum.

Ancak ciddiyetin insandan bağımsız bir tanımı açık duruyor, farkındaysanız.

İşte bu sebeple oyun tarafına doğru duygularını aşarak ve bunların boş olduğunu görerek geçebilirsin. Duygularını ciddiye alıyorsan, ne dünya, ne yaşadıkların oyun gibi gelir. Ciddiyet tarafına geçerken de insanların duygularına ve yüzlerine bakmak icap eder. Onlar ciddiye alıyorlar, o halde Allah da ciddiye almamızı buyuruyor olmalı.

Oyunu ne kadar ciddiye almak ve ciddiyeti ne kadar oyun olarak görmek lazım? Ciddiyet bir oyun mudur? Oyun bir ciddiyet mi gerektirir? Ciddiyeti çok ciddiye alırsan oyuna mı dönüşür? Oyunla oynarsan ciddiyete mi ulaşırsın? Ne söylesem yalan, ne söylesem oyun.

Emin Reşah - Her Hakkı Mahfuzdur
Built with Hugo
Theme Stack designed by Jimmy